24 Kasım 2015 Salı

Anlaşmazlık!

Uzun süre özlemek nasıl kötüymüş şimdi anlaşılıyor. Yüzlerce kilometre varken arada bir şekilde yürüyen muhabbet bir kaç yüz metre mesafede iken çok sıkıcı bir hal alıyor artık... Fazla özlemek dokunuyor insanın ruhuna. Anlaşmazlık burada başlıyor. Sonu hayrola.

22 Ekim 2015 Perşembe

Gülücük :)

İnsan içinde yaşadığı depremleri ya ağlayarak dışarıya haykırır veyahut gülerek, şakaya vurarak gizlermiş etrafından. En güvendikleri dışında kimselere söyleyemezmiş işte.

Düşünüyorum da eskiden nelere ağlar nelere gülermişim. Duyguları ifade edemeyince ağlardım hep. Neden diye de hiç sormazdım kendime. Çocukluk işte..

Peki ya şimdilerde nelere gülüyorum yada ağlaya biliyor muyum birşeylere? Belki.. 

Ama senin yüzündeki gülücük eksik olmasın. Bana yaşam kaynağı ol gülücüğünle. Asık suratına tahammülüm yok, görmek istemem.

Dediğim gibi ben mutlu olmak isterim, mutsuz etmekte istemem..

"Hatun!"

Önceden duyduğumda çok itici olduğunu düşündüğüm bir kelime idin sen. Sadece dedem anneannemi çağırırken kullandığı için seni gençler arasında kullanılman gayet ilginçti. Daha anlamını veya neye denk geldiğini düşünmeden dile getiren insanlara farklı bir gözle bakardım eskiden. Hala öyle bakıyorum biryerde ama kullanımın gayet hoş belliki.

Senin yerine kullanılan sıfatlar yapmacıkmış meğersem.

Peki ya sen kime karşılık geliyorsun bende?

17 Ekim 2015 Cumartesi

Güven!

  Senden tek istediğim azıcık da olsa bana güvenmen idi. Oysaki ben çok şey istemişim sonra anladım.

  Benimle mutlu olduğunu biliyordum fakat bunu senden de duymak önemliydi benim için. Duyamadım...